AFFETMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Klinik Psikolog Esin Ergin

Affetme, mağdur olan kişinin kabahatli kişiye yönelik olan olumsuz duygu ve davranışlarının azalması olarak tanımlanır. İnkar etme, yapılan yanlışı haklı çıkarma ya da intikam alma yollarıyla değil, olumlu sosyal süreçler yoluyla hem mağdur hem de hatalı kişi için bir çok olumlu sonuç sağlar. Sosyal bilimciler affetmenin fiziksel sağlık, ruh sağlığı ve ilişkiler üzerindeki faydalarını keşfettikçe, affetme üzerine yapılan çalışmaların sayısı da artmıştır.

Affetmenin bizi nasıl olumlu etkilediğini anlamak için önce karşımızdakini affedemediğimiz zamanlar neler yaşıyor olduğumuza bakmakta fayda var. Affetmeme durumunda; kin, acı, nefret, düşmanlık, öfke ve korku gibi duygular hakimdir. Birine karşı kin ve intikam isteği besliyor olmak bedenimizde de bazı farklılaşmalara yol açar. Mide ağrıları, mide yanması, hazımsızlık, tansiyonda artış, kalp atışında değişim, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, halsizlik, dikkatte dağınıklık ve huzursuzluk gibi belirtiler bunlardan bazılarıdır. Affedici olmamanın getirdiği bedensel ve psikolojik sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda, affetmenin aslında kendimiz için yapacağımız bir eylem olduğu sonucuna varabiliriz. Hatta anonim bir sözde söylendiği gibi “Affetmek bencil bir eylem olarak düşünülebilir çünkü tüm faydası affeden kişiyedir.”

Neden affetmiyoruz?

Peki affetmenin sağlık üzerindeki faydaları bu kadar aşikarken neden insanlar birbirlerine dargın olarak, her an intikam alma arzusu içinde yaşamlarını sürdürürler? Bunun cevabı kişinin affetmeme davranışının neye hizmet ettiği ile ilişkilidir. Dargınlığı ve kini muhafaza etmek, zarar gördüğümüz kişiyi kendimizden fiziksel ve duygusal olarak uzak tutarak kendimizi koruma çabamızdır. Bize karşı yapılan hatalar sonrasında üzülür, incinir, acı çeker ve hayal kırıklığına uğrarız. Bu olumsuz duygulara karşı kendimizi korumak ve tekrar böyle duyguları yaşamamak için de öfkemizin gitmesine izin vermeyiz. Kalkanlarımızı indirmeyerek tekrar yara alma ihtimalimizi azaltmaya çalışırız. Yani affetmeye engel olan şey içsel engellerimizdir. Affetmeyle ilgili olarak muhafaza ettiğimiz bir takım olumsuz düşünceler nedeniyle ise küskünlüğü devam ettirmeyi seçeriz. Oysa sahip olduğumuz bu olumsuz düşünceler yaygın olarak inanılan yanlış düşüncelerdir.

Yanlış 1: Affetmek yapılan hatayı unutmaktır.

Sanılanın aksine, affetmek unutmak değildir. Acımız karşısında bize yol göstermek isteyen bir çok kişi “unut gitsin” der. Oysa insanlar hafızaları sayesinde yaşanılan önemli olayları unutmazlar. Affetmek, ortada bilinen ve hatırlanan bir yanlış olduğu gerçeğini değiştirmez. Yaşanan şeyin hatırası bizde kalmaya devam edecek olsa da bu yaşantının acısını taşımak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Yaşamış olduğumuz acının farkında olarak, bu acıyı artık taşımamayı seçebiliriz. Thomas Szasz’ın da dediği gibi; “Aptal insan ne affeder ne unutur, saf insan hem affeder hem unutur, akıllı insan ise affeder fakat unutmaz”.

 Yanlış 2: Affedersem yaptığı hataya hak vermiş ve bu hatayı kabul etmiş olurum.

Affetmek, yapılan hatayı haklı çıkartacak mazeretler üretmek ya da yaşanılan şeyin hak edildiğini kabul etmek demek değildir. Affettiğimiz zaman hata yapan kişiyi suçsuz ya da haklı bulmayız. Affetmek yapılan şeyden dolayı incindiğimizi, kırıldığımızı, üzüldüğümüzü yok saymak ya da önemsiz göstermek de değildir. Affetmek ortada bir hata olduğu ve bunun bizi olumsuz olarak etkilediği gerçeğini kabullenmeyi gerektirir. Yaşanılan şey hiç yaşanmamış gibi davranmaya devam etmek, hatayı göz ardı etmektir. Göz ardı edilen hatalar ise ortada bir sorun olduğunu yok saymak anlamına geleceği için hataların tekrarlanma olasılığı yüksek olacaktır.

Yanlış 3: Affedersem tekrar aynı hatayı yapabilir. Affederek hata yapmasına izin vermiş olurum.

Affetmek de affetmemek de hatanın tekrar yapılıp yapılmayacağını belirlemez. Affetmek diğer kişinin davranışını kontrol etmek için yapılan bir eylem değildir. Başkalarının davranışları bizim kontrolümüzde değildir. Biz ancak kendi davranışlarımızı ve seçimlerimizi kontrol edebilir ve bunların başkaları üzerindeki etkilerini gözlemleyebiliriz. Biz affetmeyi seçtikten sonra diğer kişinin aynı hatayı tekrar yapması ya da yapmaması onun seçimidir.

Yanlış 4: Affedersem ben kendimden fedakarlık yapmış olurum. Oysa fedakarlık yapması gereken o. Yaptığı yanına kar mı kalacak?

Affederek zincirlerinden kurtardığımız kişi sadece hatayı işleyen değil kişi değildir. Aynı zamanda kendimizi de kurtarmış oluruz. Affettiğimiz zaman, başka bir kişinin hatasını taşımaktan vazgeçmiş oluruz. Yaşanan olaya mahkum olarak yaşamı sürdürmek yerine, bu olayın olumsuz etkilerinden kurtularak özgürleşebiliriz. Yani affetme durumu kişinin kendisinden bir şey götürmek yerine kişiye önemli bir kazanç sağlar. Ancak bu şekilde geçmişin etkilerinden arınarak serbest kalabiliriz.

Yanlış 5: Affedersem onu cezalandırmak yerine ödüllendirmiş olurum. Yaptığı hatanın bedelini ödemeli, adalet yerini bulmalı.

Affetmek, yaptığı davranıştan ötürü suçlu kişiyi cezalandırmayı artık istememektir. Çünkü biliriz ki diğerinin ceza çekmesi ve bedel ödemesi bizim acımızı azaltmaz ya da onu affetmemizi kolaylaştırmaz. Onu cezalandırmak için yapacağımız hiç bir şey bizi iyileştirmez. İyileşmemizi sağlayacak olan, cezalandırmak değil affetmektir. Ancak diğer kişi cezasını çektiğinde ödeşileceğine ya da eşitliğin sağlanacağına yönelik inanç, bu konunun geride bırakılmamasına ve bize zarar vermeye devam etmesine yol açar. Affettiğimiz andan itibaren geçmişte yaşamak yerine şimdiki zamanda kalabilir ve anın tadını çıkartabiliriz.

Yanlış 6: Affedersem zayıf, güçsüz, karaktersiz ve gurursuz olurum.

Affetmek güçsüz olduğumuzu göstermez; aksine bu, özgürce verilmiş bilinçli bir karardır. Affetmek değersizliğimizin değil, tam tersine kendimize verdiğimiz değerin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Yanlış 7: Onunla ilişkimi sürdürmek istemiyorum, neden affedeyim ki?

Affetmek, ilişkiyi olduğu gibi sürdürmek, ilişkiye kalınan yerden devam etmek anlamına gelmek zorunda değildir. Affetme durumu, affettiğimiz kişiyi sevmemizi, onunla konuşmamızı veya görüşmemizi gerektirmez. İletişimimizi sürdürmemeyi tercih ettiğimiz kişileri de affedebiliriz. Yani affetmek karşıdakinin bunu bilmesini de gerektirmez. Bu, bizim kendi yüklerimizi artık taşımamaya karar vermemizle, yani tamamen bizimle ilgili bir meseledir.

Sonuç olarak affetmek, geçmişte yaşananlarla ilgili yoğun duygu ve yakınmalardan kurtulmak demektir. Dargınlığa, kin tutmaya ve kendimize acımaya artık ihtiyacımız olmadığını fark etmektir. Geçmişin bugün üzerindeki yıkıcı etkisinden kurtulmak, olumsuz duyguların gitmesine izin verip hafiflemektir. Bize karşı yapılan hatalardan ve hayatın adil olmadığından şikayet etmek, yaşam sahnesinde mağdur rolünü oynamak gibidir. Eğer bu rolü oynamak bize iyi geliyorsa, buna devam edebiliriz. Fakat bilmekte fayda var ki, biz eğer istemezsek, bu rolü oynamamayı tercih edebiliriz. Bize karşı yapılan haksızlıklardan şikayet edip, hayatı diğerlerinin yönetmesine izin vermek yerine, bu haksızlıklara rağmen yaşamdan keyif almayı seçebiliriz. Sonuçta hayat bizim hayatımız. Sürekli şikayet ederek yaşamayı da seçebiliriz, keyif alarak tadını çıkartmayı da.